9/11/2007 - yokh a.q.....
Kusacak sözcüğüm, cümlem, öyküm kaldı mı bilmiyorum..aylardır yazamayan bir ahmak olarak yeniden kusmaya başlamam ne kadar iyi oldu bilmiyorum..aylardır ben kusmadım ama dünya beni hep kustu sindiremeden..hala da devam ediyor kusmaya.. Sabaha kadar defterler dolusu yazmak bir anlam ifade edecek mi? Hayat kaldığı yerden devam edecek mi? Hayır etmeyecek. Hayat bir yerlerde kalalı çok uzun zaman oldu. O günden beri devam etmiyor sadece olduğu yerde sayıyor. Arasıra arkasından ittiriyorum yürüsün diye ama iki adım ilerleyip duruyor. Son iki gecedir hemen hemen tüm hayati fonksiyonlarımı durdurdum. Yemek, içmek, uyumak... Midem yalanlarla ve aklım da yanıp yokolan hayallerle doluyken yere çakılmamak için hiç bir sebep yok... Burnuma sadece yanık kokusu geliyor, ve can kurtaran sirenleri... Kişi kendi kaderini kendisi çizer... Kurtarılmak istediğimi sanmıyorum... İçimdeki mahkemede kendime açtığım dava düştü... Daha önce düşen diğer davaların üstüne düştü... Kırılmak, incitilmek... Ne bulunursa içine tıkıştırılmış bir valiz gibiyim, havaalanında unutulmuş... Ne gelen var ne giden unutulduğumu anlamak için... ''Sonsuza dek yaşamak istiyorsanız, önce ölmeniz gerekir.'' nerde okuduğumu anımsamıyorum bile..ama ne fark ederki, sonuç ölüm..insanlığın ölme sırrı ne acaba? Kaç kez ölebilir bir insan? Ölü bir beden kaç kez sikilebilir yada kaç litre gözyaşı dökebilir insan? İnançsız, umutsuz, doğrusuz, hayalsiz..hiç bir şey yok..yokmuş, hiç olmamış..artık ölmüyorum, artık ağlamıyorum, artık gülmüyorum, nefes almıyorum..insan kaç kez deneyebilir kurtulmayı? Kaç kez yalvarabilir ki ‘elimi tut diye’.? Kapıyı kapat.!! Ardına kocaman bir dolap koy ve öl.!! Duymasın kimse sesini, bilmesin geberip gittiğini…sadece öl…sessizce, gizlice, yalnız öl…tıpkı bugün olduğu gibi.
|